1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Zekâ Kavramı

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 15 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Zekâ (Anlak)

    Zekâ (Arapça: ذكاء) ya da ruh biliminde anlak, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği, durumlarla ve ilişkilerle ilgili belirtileri kavrama yetisidir. Başka bir deyişle anlak, zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler birleşimidir. En geniş anlamıyla, genel zihin gücü olarak da tanımlanabilir. Zihnin algılama, bellek, düşünme, uslamlama, öğrenme gibi birçok işlevini içerir. Sözcük çok geniş anlamda kullanılsa da psikologlar tarafından yaratıcılık, kişilik, bilgi ve akıl gibi değişik kategorilere ayrılmıştır. Zekâ araştırmacılarının asıl alanı insanlardır, fakat hayvanların da öğrenme, anlama vs. yetenekleri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

    Zekâ kavramı, düşüncenin tarihî gelişimi boyunca değişik anlamlar almıştır. Eski felsefede zekâ hemen hemen zihnin tüm işlevlerini kapsardı, düşünsel yaşamın tüm edimlerini içerirdi. Zamanla bu terim zihnin yalnızca kavrayışla ilgili edimlerini karşılar oldu. Zekâyı anlıktan ayıran şey, zekânın gidimliden çok sezgisele yakın oluşudur, çağrışımsal ve duygusal düzeyde usdışı ögelere de açık oluşudur. Zekâ bir kavrama gücü olmakla, kavrayışın derinliği ve hızıyla belirlenir. Ne var ki hızlı bir kavrayış yüzeysel olabileceği gibi derinlikli bir kavrayış belli bir zaman gerektirebilir. Zekâyı uygulamalı zekâ ve kuramsal zekâ diye ikiye ayırmak alışkanlık olmuştur. Kuramsal zekâ kavramlara ve yasalara yönelmeye yatkınken, uygulamalı zekâ somuta yönelmeye yatkındır. Elbette bu ayrım, bu yetide gerçek bir bölünmeden çok, kişilerin uygulamayla ya da kuramla daha çok ya da daha az ilgili oluşlarını karşılamaktadır. Zekâyı ölçmek için düzenlenmiş testler eğitim ve meslek alanında büyük kolaylıklar sağlarken, zekâyı bir ölçüde de olsa geliştirebilme çabalarına katkıda da bulunmaktadır. Her kişi düşüncesini geliştirerek zekâsını ilerletebilir, ancak geri bir zekâ düzeyinden ileri ya da ortalama bir düzeye ulaşmak olasılığı yoktur. Kişilerin zekâ ortalamasını bulmak için, zekâ yaşını gerçek yaşına bölmek gerekir. On yaşında bir çocuğun zihni, zekâ testlerine göre on iki yaş düzeyindeyse, bu çocuğun zekâ ortalaması 1,20'dir (12/10=1,20). Genellikle bu sonuç yüzle çarpılarak kullanılır.

    1. Köken bilimi
    Zekâ sözcüğü Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Arapçada ذكاء, "parıltı", "zihin parıltısı" gibi anlamlara gelmekte; "ateşin harlanması" gibi bir anlamda da kullanılmaktadır.
    Anlak ise öz Türkçe bir sözcük olup, anlamak (anla-) eylem kökünden türemiştir ve basit anlamıyla, anlama, algılama yeteneği demektir.

    2. Tanımlar
    Zekânın ne olduğu ile ilgili tartışmalar yıllardan beri sürmektedir. Buna göre anlağın birkaç tanımı şu şekildedir:
    Binet'e göre anlak, iyi akıl yürütme, iyi hüküm verme ve kendi kendini aşma kapasitesidir.
    Davis'e göre anlak, edinilen bilgilerden faydalanarak sorunları halletme yeteneğidir.
    Terman'a göre anlak, soyut düşünme yeteneğidir.
    Thorndike'a göre anlak, birçok düşüncesel yeteneklerin karışımıdır ve mekanik, sosyal ve soyut anlak olmak üzere üç başlıkta incelenmelidir.
    Weshler'e göre anlak, bireyin amaçlı davranma, mantıklı düşünme ve çevresiyle ilişkilerde etkili olma kapasitesinin tümüdür.

    3. Belirleyen etkenler
    Bir kişinin zekâsını belirleyen üç temel etken vardır:

    3.1. Kalıtım
    Temelde zekâ doğa vergisi bir yetenektir. Doğuştan gelir ve büyük ölçüde kalıtımın etkisiyle belirlenir. Yapılan çalışmalarda çocuğun zekâsı ile ana-babanın zekâsı arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır. Çocuğun zekâ gücü anasıyla babasının zekâ gücü ortalamasına yakındır. Biraz altında ya da üstünde olabilir. Ana ve babanın döl gözelerinde, gen adı verilen ve kalıtımı belirleyen özellikler rastlantısal bir yolla çocuğa geçerler.

    3.2. Doğum ve öncesi
    Çocuğun döl yatağında uygun beslenmesi, beyin kanlanma ve oksijen alımının yolunda gitmesi gerekir. Örneğin; zor bir doğum sırasında çocuğun soluğu uzun süre kesilirse, beyin gözeleri ölür ve sonuçta zekâsı etkilenir. Bunun gibi, beyin dokusunu doğum sonrasında örseleyen yaralamalar ve beyin yangıları da zekâ gizilini (potansiyelini) düşürebilir. Ananın gebelik süresince nasıl beslendiği de zekâ gelişimini etkileyen bir etkendir.

    3.3. Çevre
    Çocuk doğuştan getirdiği zihinsel gizilini kullanabilmek ve geliştirebilmek için varsıl uyarıcılarla donatılmış çevreye ihtiyaç duyar. Çevrenin zekâyı tam olarak ne ölçüde etkilediği saptanamamıştır. İlk yaşlarda ana babanın uyarması, ilgisi, zekâyı geliştirebileceği gibi, bunun tersi de olabilir. Bu konuda genellikle gözlenen, eğitim düzeyi düşük bir ana-babanın çocuğuna anlaksal yoldan ilgisinin az olduğu ve çocuğun (okul çağına gelene kadar) zekâ gelişiminin yavaş olduğudur. Genel olarak zekânın u'i ilk dört yılda oluşur ve 20 yaşına kadar gelişimini sürdürür.

    4. Ölçme
    Zekâ ölçerleri (testleri) çocukların yapabilecekleri işlere, becerilerine, yanıtlayabilecekleri sorulara, yaşlarına uygun sayı, söz bilgisine ve biçim ilişkisine dayandırılarak hazırlanır.Zekâ standardize edilmiş bu zekâ testleri ile ölçülür. Bu testlerdeki sorular her yaşa göre özel olarak hazırlanır.

    4.1. Tarihçe
    Batıda kullanılan ilk zekâ ölçerini Fransız psikolog Alfred Binet ve Dr. Theodor Simon üretmiştir. 1905'te yayımlanan bu testin adı "Binet-Simon Testi"dir. Bu ölçer, Paris ilkokullarında başarısız öğrencilere uygulanmış ve zekâsı geri olduğu için başarısız olanlarla; zekâsı geri olmayıp, olumsuz çevre etkenleri yüzünden başarısız olanları ayırt etmek amacıyla kullanılmıştır.

    4.2. Zekâ katsayısı (IQ)
    Ölçerlerde çocuğun doğru yanıtladığı sorular dikkate alınarak zekâ yaşı hesaplanır. Zekâ yaşının gerçek yaşa bölümünün 100 ile çarpılmasıyla zekâ katsayısı (ZK ya da IQ) ortaya çıkar:
    ZK = (Zekâ yaşı / Gerçek yaş) x 100.
    Örneğin; 10 yaşındaki bir çocuk ölçerde yalnızca 6 yaş düzeyine kadar olan soruları/görevleri yapabilmişse, ZK'si (6/10) x 100 = 60 olarak belirlenir.

    4.3. Sınıflandırma
    Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) önerdiği zekâ sınıflandırması şu şekildedir:

    5. Akıl ile ilişki
    Akıl doğru düşünce üretmekle ilgilidir. Zekâ ise genelde uygulayıcı olarak düşünülebilir. Akıl kuramlar ve kurallar ortaya çıkarırken, zekâ bunların pratikte uygulanmasını sağlar. Başka bir açıdan bakıldığında zekâ düşünebilme gücü ya da yeteneğidir. Doğru düşünceye ulaşmak ya da sahip olmak ise akılla olur.
     

Sayfayı Paylaş