1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Zihin-beden ikiliği nedir ?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Zihin-beden ikiliği nedir
    zihin-beden ikiliği sorunu (zihin-beden ikiciliği)


    Genellikle Descartes’ın ikici varlıkbilgisine göndermede bulunarak dile getirilen, zihin felsefesinin uzun süre boyunca tartışılagelmiş en temel sorunlarından biri. Descartes’ın ikici görüşüne göre dünya iki tözden oluşur. Bunlardan birinin belirleyici özelliği uzamsal oluşu, diğerinin ki ise düşünsel oluşudur.

    Descartesçı varlıkbilgisi bu iki töz arasındaki etkileşimi tanımlamakta zorlanır. Örneğin insan bedeni gibi uzamı olan bir mekanizmanın zihin dediğimiz ve uzamsız olduğunu kabul ettiğimiz bir şeyle nasıl olup da etkileşebildiği sorunludur. Zihin ile beden arasında uzamsal olan töze ait bir etkileşim olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü bunu öne sürsek yanıtlamak zorunda kalacağımız soru, nasıl olup da zihinsel olana bedensel veya benzeri bir etkide bulunabildiğimiz olacaktır. Aynı şekilde, aradaki etkileşimin uzamsal olmayan düşünsel bir töze ait bir etkileşim olduğunu da söyleyemeyiz. Çünkü bu sefer de nasıl olup da uzamın olmayan bir şeyin uzamı olan şeylere etkide bulunabildiği açıklanmamış olacaktır. Aradaki etkileşimin üçüncü bir töz aracılığıyla sağlandığını ise hiç söyleyemeyiz. Bu Descartesçı varlıkbilgisinde iki olan töz sayısını üçe çıkartmak ve mevcut olan zihin-beden ikiliği sorunun, zihin, beden ve üçüncü töz üçlüğü sorununa dönüştürmek olur.

    Zihin felsefesinde zihin-beden ikiliği sorununa çeşitli çözüm önerileri getirilmiştir. Bu çözüm önerileri, en genel anlamda, yalnızca zihnin gerçek olduğunu savunan idealist görüşler ile yalnızca bedenin (cismin) gerçek olduğunu savunan maddeci görüşler arasında gidip gelir. Sözgelimi zihinsel durum ve süreçleri davranışsal verilere dayandırmaya çalışan davranışçılık (örneğin Ryle’ın çözümleyici davranışçılığı), bunları zihinsel işlevlere indirgemeye çalışan işlevselcilik (örneğin, Hilary Putnam) ve zihin dediğimiz şeyin aslında beyinden başka bir şey olmadığı görüşünü öne süren zihin-beyin özdeşliği kuramı (örneğin David Armstrong) maddeci görüşlere birer örnektir.

    Günümüzde maddeci görüşlere karşı, örneğin Berkeley’in savunduğu türden bir idealizmin savunulması pek alışılmış bir şey değildir. Buna karşın, zihin-beden ikiliği sorununa rağmen hâlâ ikici görüşü savunan felsefecilere rastlamak mümkündür. Önemini koruyan bir ikici görüş Roger Penrose tarafından ortaya atılmıştır. En Nem Möıd (Kralın Yeni Zihni, 1989) adlı kitabında maddeci görüşlerin zihinsel durum ve süreçleri aydınlatmada yetersiz kaldığını ortaya koyan Penrose, zihin-beden etkileşiminin doğasının gelecekte aydınlığa kavuşacağına olan inancını dile getirir.
     

Sayfayı Paylaş