• Merhaba Ziyaretçi
    Yarışma konusu belirlemek için açılan ankete BURADAN ulaşabilirsiniz. Sizi de ankete oy vermeye davet ediyoruz...

Simurg Kuşu (Zümrüd-ü Anka) Efsanesi

Simurg

Bekle beni İstanbul
Özel üye
Türk mitolojisinde ‘Tuğrul kuşu’ olarak da bilinir. Bu kuşun öleceği zaman, bir tür ateş olup kendi kendini yaktığı ve kendisinden yeniden doğduğu söylentiler arasındadır.

Simurg mitosundan, yani diğer adıyla Zümrüd-ü Anka kuşundan Pers mitolojisi diğer Doğu mitoloji ve efsanelerinde de bahsedilmektedir.



Bilginin kaynağını ararken, benliğe ulaşma hikâyesi olan “Simurg Efsanesi” de tam da bunu anlatan ilham verici bir hikâye.

Efsaneye göre, kuşların hükümdarı olan, her şeyi bilen Simurg (Zümrüd-ü Anka ve Batı’da Phoenix olarak da bilinir.) Kaf Dağı’nın tepesinde, bilgi ağacında yaşar, öleceğini hissettiği zaman ağaç dallarına yuvasını yapar, Güneş dalları yaktığında da dallarla birlikte yanar ve küllerinden yeniden doğarmış. –Bilgi asla kaybolmuyor, görüyor musunuz?

Bütün kuşlar, Simurg’un bilgeliğine inanır, işler ters gittikçe Simurg’un onları kurtaracağını düşünür, onu bekler dururlarmış. Ancak içlerinden onu gören olmamış, bir süre sonra kuşlar da ondan umudu kesmişler. Ta ki kuşlardan biri uzak bir ülkede Simurg’un kanadından bir tüy bulana kadar. Onun var olduğuna inanan bütün kuşlar toplanmış ve Simurg’u bulup yolunda gitmeyen şeyler için ondan yardım istemeye karar vermiş.

Ancak Kaf Dağı’na ulaşmak için 7 dipsiz vadiyi geçmeleri gerekiyormuş. Bu 7 vadiyi geçmek öyle zormuş ki bir sürü kuş yolda kaybolmuş.


1. Vadi, kuşların isteyebileceği her şeyin bulunduğu “İstek Vadisi”. Burada, birçok kuş her şeye sahip olabilmenin büyüsüne kapılıp kaybolmuş.

2. Vadi, gözlerinin sisle kaplandığı, gördükleri şekilleri birer sülün, birer kuğu sandıkları “Aşk Vadisi”. Burada, kuşların sisten ve güzelliklerine kapıldıkları kuğulardan, sülünlerden gözleri kör olmuş, birçok kayıp vermişler.

3. Vadi, her şeyin gözlerine güzel göründüğü “Cehalet Vadisi”. Buradan geçerken bazı kuşlar hiçbir şeyi önemsememeye başlamış, önemsemedikçe düşünmemiş, düşünmedikçe unutmuşlar, Simurg’u bile unutmuşlar, unuttukça yükleri hafiflemiş ve gülümsemeye başlamışlar…

4. Vadi, gittikleri yolun, amaçlarının anlamsız göründüğü “İnançsızlık Vadisi”. Burada kuşlar Simurg’u bulamayacaklarını, yolda öleceklerini düşünmeye başlamış. O kadar yolu boşuna gittiklerini düşünen kuşlar, geri dönmüş.

5. Vadi, hepsinin kendini yalnız başına hissettiği “Yalnızlık Vadisi”. Bu vadiden geçerken kuşlar yalnızca kendini düşünmeye başlamış. Bazıları kendi başlarına hareket edip yönlerini kaybetmişler, kendi için avlanmaya gidip büyük hayvanlara yem olmuşlar.

6. Vadi, Simurg hakkında birçok fısıltıların yayılmaya başladığı “Dedikodu Vadisi”. En arkadaki kuştan en öndekine doğru Simurg ile ilgili bir sürü dedikodu gelmiş en sonunda en öndekine Simurg’un toprak olduğu, gitmelerinin bir anlamı olmadığı söylenmiş. Bunu duyan birçok kuş doğru olup olmadığını hiç önemsemeden, yolundan vazgeçip geri dönmüş.

7. Vadi ise “Ben Vadisi”. Burada her kuş ayrı bir şey söylemeye başlamış, biri diğerinin kanadını beğenmemiş, diğeri her şeyi bildiğini iddia etmeye başlamış, yanlış yoldan gidildiği söylenmiş… Hepsi bir şey söylüyormuş ve kendi söylediğinin doğru olduğunu kabul ettirip lider olmaya çalışıyormuş. Böylece vadiyi geçip “ben” düşüncesinden uzaklaşana kadar en öne geçmek için birbirlerini ezip durmuşlar.

Nihayet Kaf Dağı’na vardıklarında sadece 30 kuş kalmış. Bu zorlu vadileri aşmayı başaran 30 kuş yuvaya vardıklarında sırrı çözmüş: Farsça “si” otuz, “murg” ise kuş demekmiş. Yani, arayışı tamamlayan bu 30 kuş, aslında aradıkları şeyin ta kendisiymiş. Bilgeliğe giden yol, aslında kendilerine yaptıkları bir yolmuş.

Bu hikâyedeki 7 vadi, bizim de hayatımızda karşılaştığımız birçok zorluğu temsil ediyor. Başarıya ulaşmak için, nefsine hâkim olup, körü körüne bağlanmadan, düşünen ve kendini geliştiren, başaracağına dair inancını kaybetmeyen, birlik olmayı bilen, sorgulayan ve en önemlisi egosundan uzaklaşan herkes, küllerinden yeniden doğan Simurg olabilir.

Şimdi, bunların bilincinde olarak uçma zamanı…
 

Simurg

Bekle beni İstanbul
Özel üye
Simurg Kuşu Efsanesi

Dünya genelinde daha çok Yunan, Roma ve İskandinav mitleri bilinse de, bizim buralardan, yani Ortadoğu’dan çıkan bir çok efsanevi figür de var elbette. Bugünkü yazımızda onlardan birini, hatta en ünlüsünü hatırlayacağız. Dirilişle özdeşleşen Simurg kuşunu. Kemerleri bağladıysanız, başlayalım.


Pers Mitolojisi’nde ismi Simurg olan bu efsanevi kuş, Zümrüdü Anka, Feniks, Hüma veya Tuğrul isimleriyle de bilinir. Simurg kimi söylencelerde Kaf Dağı’nın zirvesinde, kimilerinde ise Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar. Bu söylencelerin ortak özelliği ise onu bilgelikle özdeşleştirmesidir.

Ömrü 1700 yıl olan Simurg, ölümünün yaklaştığını hissettiğinde kendisine kuru dallardan bir yuva inşa eder ve kendi ateşiyle kendisini diri diri yakar. Daha sonra yavru bir Simurg olarak küllerinden yeniden varolur. Böyle böyle o kadar uzun süre yaşar ki dünyanın üç kez yıkılışına şahit olur. Bütün bu zaman boyunca Simurg o kadar çok şey öğrenir ki ayaklı -pardon, kanatlı ansiklopedi olur çıkar. Keramet ağaçta değil kuşta demek ki.

Tüm bu hararetine ve azametine rağmen Simurg bilgedir, iyi yüreklidir. Yardımseverdir. Şahname’de Simurg’un Prens Zal ile ilişkisi geniş geniş anlatılır.

Destana göre Kral Sam’ın oğlu Zal albino olarak doğmuştur. Kral Sam albino oğlunu görünce, çocuğun şeytanların tohumu olduğunu düşünüp çocuğu bir dağa terk etmiştir. Çocuğun ağlayışlarını duyan yumuşak kalpli Simurg çocuğu alıp büyütür. Zal her türlü bilgiye sahip Simurg’dan hikmet almış birçok şey öğrenmiştir. Yine de büyüyüp bir yetişkin olduğu zaman insanların dünyasına girmek ister. Simurg çok üzülse de, ona bir tane altın tüy verip gitmesine izin vermiştir. Eğer Zal, Simurg’un yardımına ihtiyaç duyarsa bu tüyü yakacaktır.

Krallığına döndüğünde Zal güzel Rudaba’ya aşık olur ve onunla evlenir. Karısı bir oğula hamile kalır fakat doğum zamanı geldiğinde birçok sorun yaşarlar. Zal karısının doğum sırasında öleceğini fark eder ve tam Rudabah ölüme yakınken Zal Simurg’u çağırmaya karar verir. Ortaya çıkan Simurg Zal’ın bir tür sezaryen benzeri yöntem uygulamasını sağlar ve Rudabah ile çocuğun hayatını kurtarır. Bu çocuk daha sonra en ünlü ve büyük Pers kahramanlarından biri olacak Rüstem’dir. Adamsın be Simurg!

Bu kanatları gökkuşağı renginde olan kuşun hayranları, takipçileri de vardır tabii. Ozan Mir Mehmet, Simurg’u bulacağım diye bütün Anadolu’yu dolaşır. Adeta erme mertebesine gelir yani adam.

Simurg’un her şeyi bildiğine inanan dünyanın tüm kuşları bir gün bir araya gelip, onu bulmak için yola çıkarlar. Yol zorludur, çünkü Bilgi Ağacı Kaf Dağı’nın tepesindedir ve oraya ulaşmak için yedi vadiyi aşmak gerekir. Bu vadilerin isimleri sırasıyla İstek, Aşk, Ustalık, Kanaatkarlık, Yalnızlık, Şaşkınlık ve Yokoluş vadileridir. Yorulup bin dereden su getiren kimi kuşlar geri döner. Kimileri de bu yolda aç susuz kalıp, bitkin düşüp ölür. Böyle böyle son vadi olan yokoluş vadisine gelindiğinde geriye sadece otuz kuş kalmıştır. Otuz kuş Kaf Dağı’nın zirvesinde Simurg’u bulamaz, ama buldukları başka birşey vardır: Kendileri. Aslında Farsça’da Simurg otuz kuş demektir. Yedi zorlu vadiden geçip bilgeliğin peşinden koşan otuz kuşun her biri birer simurg’dur aslında. Mevlana hazretlerinin dediği gibi: kişi neyi arıyorsa odur.
 

Benzer konular

Top